Friday, October 10, 2008

Toplu Taşımadaki Kendini Bilmezlere Had Bildirme Yöntemleri

Oldum olası devlet dairelerinde işini iyi yapmayan insanlara, saygısız konuşanlara, "sen" diye hitap edenlere, fena halde sinir olurum. Bu durumlarla karşılaşınca, şikayet etme değil durum düzeltme odaklı bir mizaca sahip olduğumdan çileden çıkarım, durum da genelde düzelmez. Amire şikayet etsen memuru korur, memura sövsen o sana geri söver, işin yarım kalır diye birşey söyleyemezsin bazen. Çoğu zaman işim hallolduktan sonra çatır çatır söylerim ben hatalarını...

Aynı durumlar özel sektörde olduğu zaman tamamen çileden çıkarım, kabul edilemez bir durum olur bu. O adam sürekli büyümek, kendini geliştirmek müşteri hizmet kalitesi vs. için oradaysa benim için hata yapma kredisi yoktur. İnsan olması ve benim insani değerlere olan sempatim, hataya sadece biraz daha geç tepki vermeme sebep olabilir.

Sıradan insanların yaptıkları haksızlıkları olmasa da sorumsuzlukları ve kabalıkları biraz daha kabul edebilirim. Hayatlarında maruz kaldıkları bir sürü saçmalığı düşünüp, yere tükürmelerine, yer vermemelerine, yüksek sesle konuşmalarına, küfür etmelerine çoğu zaman alınmam, müdahale ihtiyacı da hissetmem. Zaten bir de bunları taksam İstanbul yaşanmaz, dışarıda olduğum sürece acı çekilen bir yer olur benim için. O insanlara kızmak yerine neden öyle davrandıklarını analiz etmeye çalışarak geçiririm vaktimi.

Ev, iş, okul, arkadaş evlerinin hepsinin farklı semtlerle bulunması sebebiyle çeşit türlü toplu taşıma aracıyla devamlı hareket halindeyim. Kadıköy, Koşuyolu, Beylikdüzü, Cihangir, Bostancı, Taksim, Ataköy, Eyüp, Dolapdere, Mecidiyeköy, Üsküdar, Aksaray arası gidip gelirken, tren, otobüs, metrobüs, tünel, vapur, taka, minibüs, dolmuş, tramvay, metro olmak üzere neredeyse mevcut tüm toplu taşıma araçlarına biniyorum. Bunlardan cep telefonu kullanmanın yasak olduğu araçlar geçtiğimiz günlerde 4 gün önce cep telefonu kullanımına bağlı fren kitlenmesi ve ondan birkaç ay önce de cep telefonu kullanımına bağlı direksiyon kitlenmesi ve ikisinin sonucunda da kazalar ve ölümler yaşandı.

Önceden gördüğümde ses etmediğim bu olay bugün yine cereyan etti. Merter'den metrobüse binen 20-25 yaşlarındaki bıçkın delikanlı muhtemelen kız arkadaşıyla "titriyor musun canım, neden, kikiki, cimnastik mi yaptın, kikiki" şeklinde son derece gereksiz bir muhabbet yapıyordu. Zaten cuma akşamı iş çıkışı saatte tıklım tıkış otobüste bir ani frende herkes birbirinin üzerine düşüyor, zaten daha yeni bir kaza daha olmuş, bu çocuk da hiç gocunmadan herkesin duyabileceği bir yükseklikte bu gerizekalı muhabbeti yapıyor. Eğilerek "Geçenlerde biri otobüste cep telefonuyla konuştuğu için kaza olmuş, birisi ölmüş" dedim sessizce. Ters ters bakıp devam etti konuşmaya "ee canım, yok yok ya sen devam et, dün n'aaptın, hmm" dedi aynen. "Kapatın diye söyledim" dedim. "Anladık" dedi, yine devam etti. Sinirlendim ama artık deneyim kazandığım için gayet sakin bir şekilde ortalama 100 kişinin olduğu otobüste yüksek sesle "Bu kişi cep telefonuyla konuşarak hayatımızı tehlikeye atıyor, geçen hafta bu yüzden bir kaza oldu, söyledim ama kapatmıyor" dedim. İnsanlar da çocuk da neye uğradıklarını şaşırdılar. Birileri homurdanıp kapat falan dedi, topu başkalarına atıp onları harekete geçirince mecburen kapadı çocuk telefonu.

Bu sırada insanlar aralarında tartışmaya başladı:"gerçekten konuşmak etkiler mi otobüsü, açık dursa da zararlı mı, ama şoförünkü de açık duruyor, açık olsun konuşulmasın, hayır açık da olmasın" başlıklarında epey muhabbet döndü. Onları harekete geçirdiğim ve sorgulattığım için mutlu, yanımda bana dik dik bakan çocuğun yanında gözlerim ileride, çok ileride gitmeye devam ettim.

Çocuk bana çok fena gıcık olmuştu. Karizmasını darmaduman etmiştim. İntikam almalıydı benden, bir hır daha çıkarıp, kamusal alanda alt etmeliydi beni. Cep telefonunu çıkarıp mesaj yazmaya ya da oyun oynamaya başladı. Belki de sadece tuşlara basıyordu, ben laf edeyim o da açık olunca birşey olmaz desin diye. Banane! Ben amacıma ulaşmıştım, artık benim birşey söylememe gerek yoktu, başkaları müdahale edecek kıvama gelmişti. Sinirlenmedim hiç. Baktı olmuyor, cebine koydu cep telefonunu. Bu sırada son durağa 3 durak kalmıştı ve ben bir anda uyandım. Bu çocuk bana fena gıcıktı ve bir laf sokmadan, bir tekme koymadan gitmeyecekti. Bakışlar devam etti ama sesini çıkaramıyordu. Son durağa yaklaşırken yakalarını yukarı kaldırdı, burnunu çekti sinirli sinirli. O an aklımdan küfürler, kalbimden dualar hücum etti her yerime. İnince ne yapacaktı bana? Nasıl karşılık verebilirdim? Bir bıçak saplayıp kaçsa, o kalabalıkta sıvışır gider, olan bana olur İran'a gidemem, yanımda sert birşey de yok, en sert şey eti form suntaları. Nasıl önleyebilirim diye düşünürken artık son durağa geldik ve ben birden çocuğa dönüp "inince bana herhangi birşey yaparsan avazım çıktığı kadar bağırırım" dedim. Tabii herkes çocuğa ve bana baktı dönüp, eşgallerimiz tespit edildi olay öncesi. Çocuk muhtemelen birşey planladığından şaşırmak yerine "yaparsak bağırırsın" dedi, şaşırmadı, kızmadı bile.

Otobüs durdu, çocuk benim inmemi beklerken, kendisine sürdüğüm kara lekenin sebebini bilmeyen yeni yolculardan biri "hadi kardeşim in bakalım" diye indirdi çocuğu aşağı. Ben de indim, kimseye ilişmedim, yolculardan biri yanıma gelip, "sen de abarttın, tecavüzcü sandı herkes çocuğu" dedi. Bunu hiç düşünmemiştim. O da böyle düşündüyse muhtemelen kudurmuş olmalıydı. Ben otobüsten inince o yürümeyip benim ilerlememi bekledi, ben de 3.5 atarak ama hiç çaktırmadan bir sonraki otobüse bineceğim durağa yürümeye başladım. Arkama dönüp bakamıyordum, otobüs gelmişti, sıranın sonuna geçtiğimde arkamı dönmüş oldum ve çocuğun oraya kadar geldiğini gördüm. Arkada bir yere oturup, heyecanla binip binmeyeceğini izlemeye başladım. Otobüs 10 dakika kadar bekledi ve çocuk binmedi. İnerken yine de baktım acaba otobüste mi diye yoktu, hızlı adımlarla eve geldim.

Sonuçta biraz korktum, biraz eğlendim ve en az 50 kişinin bir daha böyle otobüslerde cep telefonuyla konuşulmasını tekrar sorgulamalarına vesile bir anı üretmiş oldum. O çocuktansa hiç ümidim yok, muhtemelen yarın sabah yine gereksiz hayatındaki gereksiz detayları ondan daha az gereksiz olmayan bir başkasına, başkalarının rahatını bozarak ve güvenliklerini hiçe sayarak yine anlatacaktır. En azından tepki verdikçe, sayılarının çoğalması önlenebilir, belki zamanla nesilleri tükenir...

8 comments:

r.semra said...

geçmiş olsun. okurken tedirgin oldum sonunun selametle bittiği belli olmasına rağmen. fakat bu hikayede dikkatimi en çok çeken şey "iran" oldu. hayırlı yolculuklar şimdiden.

sezgihan said...

merhaba ;

a.kırca'nın sunduğu ve fakat şuan eskisi kadar karizmatik olmayan , bunun, programdan mı , türk halkının ilgi alanlarının farklılığından mı, ya da; a.kırca'nın porno sıkandalından mı kaynaklı olduğuna karar veremediğim siyaset meydanında , tartışma gecenin ilerleyen saatlerine doğru giderken , hararetli , ikili tartışmanın, iki tarafından da olmayan bir konuk, olaya bir yerlerden girmek , biraz da kendisi sesini duyurmak ve ya kendini tv.de göstermek için şu sözle ortaya atıverirdi kendisini ;

" ben bir tespit yapmak istiyorum sayın kırca "

- herif : "bu bağlamda insan imgelemi ve anlağının bakışımlı eytişimselliği, görüngübimsel açıdan döngüseldir"

. . .

ben de bir tespit yapmak istiyorum ;

istanbul da sizin gibi bende çoğu zaman toplu taşıma araçlarını kullanıyorum ve son beş yılda toplu taşıma araçlarında yeşil otobüs sistemine geçildiğinden ve metrobüs (lastik tekerlekli asfalt metrosu yada tramvayı) için üretilen lüks otobüs denen fakat yolcuların bu lüksten , kalabalık nedeni ile zerre kadar faydalanamadığı araçlar , insanlarda cep telefonundan etkilenmiyor havası yaratmaya başladı .bunun nedenini bilmiyorum . bazıları bilerek , belki delikanlı gibi , bazıları da bilmeyerek , bazıları ise mecburiyetten olduğunu var sayayarak konuşuyor. koyulmuş bir yasağa duyarlı olan bir bireyin , bu yasağa uymayan kişiye sizin gibi tepki göstermesi de bence çok normal fakat; bir insanı uyarmanın çok daha kibar yolları vardır diye düşünüyorum , lakin , yasaklı otobüslerde cep telefonuyla konuşma meselesi toplumda kanayan bir yara halini almak üzeredir. bir grup şeerli insanımız da , normalde göstermediği tepkileri bu olaya karşı göstermektedir. bir grup insanımız da uyulması zor olmayan bu yasağa uymamak için ısrar etmektedir. istanbul şehrinde toplum içinde yaşayamama sorunu otobüslerde en güzel şekilde görülmektedir.otobüste telefonla konuşmak yasaktır ve bu insanların yorumuna bırakılmıştır. aslında yasağın manası çok basittir ," otobüse biniyoruz telefonları kapatıyoruz"

neden ? diye soruyorum her zamanki gibi. neden kapatıyorum. çünkü telefon zarar verir otobüse ve özel paket olarak seçilen elektronik abs fren sistemine, . peki bu önlemez mi ? aslında önlenir .tabi eğer iett mercedes ten talepte bulunsaydı, mercedes abs chipset ini olduğu gibi kurşun blok kaplayarak böyle bir durumun oluşma ihtimalini ortadan kaldırabilirdi.eh tabi bununda ayrı bir maliyeti olduğu için iett daha ucuz olan 'rahatınız için lütfen cep telefonunuzu kapatınız' yapışkanlarını seçmiştir.


sonuç: söyleyene değil , söyletene kızmak gerekir.


sevgiler

sezgihan said...

merhaba ;

a.kırca'nın sunduğu ve fakat şuan eskisi kadar karizmatik olmayan , bunun, programdan mı , türk halkının ilgi alanlarının farklılığından mı, ya da; a.kırca'nın porno sıkandalından mı kaynaklı olduğuna karar veremediğim siyaset meydanında , tartışma gecenin ilerleyen saatlerine doğru giderken , hararetli , ikili tartışmanın, iki tarafından da olmayan bir konuk, olaya bir yerlerden girmek , biraz da kendisi sesini duyurmak ve ya kendini tv.de göstermek için şu sözle ortaya atıverirdi kendisini ;

" ben bir tespit yapmak istiyorum sayın kırca "

- herif : "bu bağlamda insan imgelemi ve anlağının bakışımlı eytişimselliği, görüngübimsel açıdan döngüseldir"

. . .

ben de bir tespit yapmak istiyorum ;

istanbul da sizin gibi bende çoğu zaman toplu taşıma araçlarını kullanıyorum ve son beş yılda toplu taşıma araçlarında yeşil otobüs sistemine geçildiğinden ve metrobüs (lastik tekerlekli asfalt metrosu yada tramvayı) için üretilen lüks otobüs denen fakat yolcuların bu lüksten , kalabalık nedeni ile zerre kadar faydalanamadığı araçlar , insanlarda cep telefonundan etkilenmiyor havası yaratmaya başladı .bunun nedenini bilmiyorum . bazıları bilerek , belki delikanlı gibi , bazıları da bilmeyerek , bazıları ise mecburiyetten olduğunu var sayayarak konuşuyor. koyulmuş bir yasağa duyarlı olan bir bireyin , bu yasağa uymayan kişiye sizin gibi tepki göstermesi de bence çok normal fakat; bir insanı uyarmanın çok daha kibar yolları vardır diye düşünüyorum , lakin , yasaklı otobüslerde cep telefonuyla konuşma meselesi toplumda kanayan bir yara halini almak üzeredir. bir grup şeerli insanımız da , normalde göstermediği tepkileri bu olaya karşı göstermektedir. bir grup insanımız da uyulması zor olmayan bu yasağa uymamak için ısrar etmektedir. istanbul şehrinde toplum içinde yaşayamama sorunu otobüslerde en güzel şekilde görülmektedir.otobüste telefonla konuşmak yasaktır ve bu insanların yorumuna bırakılmıştır. aslında yasağın manası çok basittir ," otobüse biniyoruz telefonları kapatıyoruz"

neden ? diye soruyorum her zamanki gibi. neden kapatıyorum. çünkü telefon zarar verir otobüse ve özel paket olarak seçilen elektronik abs fren sistemine, . peki bu önlemez mi ? aslında önlenir .tabi eğer iett mercedes ten talepte bulunsaydı, mercedes abs chipset ini olduğu gibi kurşun blok kaplayarak böyle bir durumun oluşma ihtimalini ortadan kaldırabilirdi.eh tabi bununda ayrı bir maliyeti olduğu için iett daha ucuz olan 'rahatınız için lütfen cep telefonunuzu kapatınız' yapışkanlarını seçmiştir.


sonuç: söyleyene değil , söyletene kızmak gerekir.


sevgiler

tarikzengin said...

Ulkenin teknolojik acidan icinde bulundugu durum beni gercekten endiselendiriyor. Ozellikle sinir oldugum konulardan birisi de mobil telefonlarin bu tur arizalara yol actigi 'yalan'i. Fakat bu yalani siz-biz-onlar-bunlar degil, bizzat belediyeler soyluyor. Bunula ilgili bilimsel bir arastirma-makale-calisma gostermelerini istediginizde de deyim yerindeyse apisip kaliyorlar. Bu konuda biraz olsun soz sahibi olabilecegimi dusunuyorum cunku elektronik muhendisiyim. Ve okudugum arastirma ve makalelere gore mobil telefonlarin bu tur bir etki gostermesi mumkun gorunmuyor. Zaten hal-i hazirda mobil telefon sinyalleri icerisinde yuzuyoruz. Daha once de blogumda bununla ilgili bir serzeniste bulunmustum. Lutfen yasagi koyan makamlardan, bu yasagin bilimsel dayanagini sorgulayin. Elbetteki ellerinde dayandiklari bir belge var, ama bu belgenin neden bahsettigi hakkinda en ufak bir fikirleri oldugunu sanmiyorum. Bu belgeyi yetkili bir akademisyene ya da profesyonel bir telekomunikasyon calisasina gosterip detaylarini ogrenin. Toplu tasima araclarinda teknolojik yetersizlik sebebiyle mobil cihaz kisitlamasi gercekten cag disi bir uygulama.
Bahsettiginiz sekilde gurultu olusturmasi ve diger yolculari rahatsiz etmesi sebebiyle bir yasak getirilirse inanin buna kilimi kipirdatmam. Ki bunun ornegini de gordum. Ama teknolojiden anlamayan insanlarin bizleri yonetmesi ve teknoloji kullanma hakkimizi bilincsizce kisitlamasi beni cileden cikariyor. Sizlerin-bizlerin bu konuda bir kabahati yok. Bizler bize soyleneneleri biliyoruz. Fazla uzattim galiba ama bu konu beni gercekten geriyor. Kusura bakmayin.

the procrastinator said...

Sadece toplu taşıma araçlarında değil, her yerde bu tür kendini bilmezlere ne diyeceğini şaşırıyor insan. Hayır can tehlikesi olmasa söylenir, ikaz edilir ama bu tehlike olduğu müddetçe ben genelde sessiz kalmayı tercih ediyorum. Nereden bilicem adam manyak mıdır değil midir. Bir ara sokakta tüküren adamın teki kendini nazikçe uyaran kişiyi bıçakladı diye bir haber vardı. Sırf allahın densizini uyaracağım diye kendimi tehlikeye atamam ben. Ama tabii insan her zaman tutamıyor kendini, hele karşındaki az da olsa densiz ama tehlikesiz imajı veriyorsa genelde bir şey söylüyor.

bu arada, sen amma geziyorsun yahu?:)) çok güzel, çok.

ssbb said...

hehehe
seni gidi seni...

sek! said...

Çok iyi ya! :) Büyük bir cesaret aslında bu yapılan.

m.ozgurbayhan said...

Hernekadar bir süperkahraman edasıyla yazmış olsanda 9 yıldır tanıdığım Selma'ysan olay sırasındaki "an" ların sonrasındaki fecal nefes alış-veriş'lerini buradan bile duyduğuma emin olabilirsin (:

Neden yaşamak için doğduğum yer olan İzmir'i seçtiğimi bir kere daha hatırlattın bana..